15 Eylül 2026
Doç. Dr. Ebru Gül Yılmaz, Küresel Ticaretin Yeni Rotasını Değerlendirdi: Türkiye İçin Fırsatlar ve Riskler
İktisadi Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (İPUAM) Müdürü ve Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Gül Yılmaz tarafından hazırlanan bu bilgilendirme notunda, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) 1 Eylül 2026'da yayımladığı Küresel Ticaret Güncellemesi raporunun 2026'nın ilk yarısına ilişkin temel bulguları ele alınmakta ve Türkiye'nin bu tablodaki konumu değerlendirilmektedir. Rapor, 2026'nın ilk yarısında dünya ticaretinin görünürde güçlü, ancak yapısal olarak kırılgan bir büyüme sergilediğini ortaya koymaktadır.
Küresel Ticaretin Yeni Yönelimi: UNCTAD Verileriyle 2026'nın İlk Yarısı ve Türkiye
1. Küresel Ticaretin Büyüklüğü: Rakamlar ve Gerçeklik Arasındaki Fark
UNCTAD verilerine göre 2026'nın ilk yarısında küresel ticaret, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 2 trilyon dolar büyümüştür. Küresel mal ticareti %12,5 artışla 13,7 trilyon dolara, hizmet ticareti ise %10,5 oranında büyümüştür.
Ancak bu büyümenin önemli bir kısmı hacim artışından değil, fiyat artışından kaynaklanmaktadır. Enerji, taşımacılık ve lojistik maliyetlerindeki yükseliş — özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat aksaklıkları ve bölgesel enerji arzına dair endişeler — küresel ticaret fiyatlarını son 12 ayda ortalama %3,4-5 aralığında artırmıştır. Bu bulgu, görünürdeki büyümenin bir refah artışından çok, taşımanın ve enerjinin pahalılaşmasının bir yansıması olduğuna işaret etmektedir.
2. Ticaretin Yeni Ağırlık Merkezi: Dijital ve Teknoloji Yoğun Ürünler
Raporun en dikkat çekici bulgusu, küresel ticaretin ağırlık merkezinin dijital ve teknoloji yoğun ürünlere kaymasıdır. Çeyreklik bazda kritik mineraller ticareti %38, yarı iletkenler %25, batarya %15, ICT ürünleri %14 ve elektrikli araç ticareti %11 artmıştır. Buna karşılık güneş enerjisi ürünleri ticareti %7, rüzgâr enerjisi ürünleri ticareti %8 gerilemiş; fosil yakıt ticareti ise fiyat etkisiyle büyümeye devam etmiştir.
Bu tablo, küresel ticaretin yapay zekâ, çip ve batarya teknolojileri etrafında yeniden şekillendiğini göstermektedir.
3. Küresel Dengesizlikler ve Bölgesel Görünüm
Çin'in ticaret fazlası genişlerken, ABD'nin ticaret açığı daralmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği'nin dış ticaret dengesi fazladan açığa dönmüş, Birleşik Krallık'ın açığı ise büyümüştür. Bölgesel olarak en yüksek büyüme Doğu Asya'da gerçekleşirken, diğer Asya alt bölgeleri çeyreklik bazda negatif büyüme kaydetmiştir.
Ayrıca, 2025 başında ivme kazanan "friendshoring" (siyasi açıdan yakın ülkeler arasında ticaret) eğilimi bu çeyrekte duraklamış; buna karşılık "nearshoring" (coğrafi olarak yakın ülkeler arasında ticaret) yeniden güç kazanmıştır.
4. Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ihracatı 2026'nın ilk yarısında %3,6, Ocak-Temmuz döneminde %3,4 artışla 161,6 milyar dolara ulaşmış; temmuz ayında 25,6 milyar dolarla tarihi bir rekor kırılmıştır. Ancak küresel ticaret %12,5 büyürken Türkiye'nin bu ivmeyi yakalayamadığı görülmektedir: ülkenin küresel ticaretten aldığı pay son veriler itibarıyla %1'in altına gerilemiştir. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı ise yalnızca %3,5 düzeyindedir.
Bu durum, Türkiye'nin ihracatta nicel bir başarı sergilerken, küresel ticaretin yöneldiği katma değerli, teknoloji yoğun alanlarda göreli olarak geride kaldığını ortaya koymaktadır. Öte yandan, "nearshoring" eğiliminin yeniden güç kazanması, coğrafi konumu itibarıyla Türkiye için potansiyel bir fırsat sunmaktadır; ancak bu fırsatın değerlendirilebilmesi, üretici maliyetlerinin küresel rakiplerle rekabet edebilir düzeyde tutulmasına bağlıdır.
5. Politika Çıkarımları
1. Küresel Ticaretin Büyüklüğü: Rakamlar ve Gerçeklik Arasındaki Fark
UNCTAD verilerine göre 2026'nın ilk yarısında küresel ticaret, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 2 trilyon dolar büyümüştür. Küresel mal ticareti %12,5 artışla 13,7 trilyon dolara, hizmet ticareti ise %10,5 oranında büyümüştür.
Ancak bu büyümenin önemli bir kısmı hacim artışından değil, fiyat artışından kaynaklanmaktadır. Enerji, taşımacılık ve lojistik maliyetlerindeki yükseliş — özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat aksaklıkları ve bölgesel enerji arzına dair endişeler — küresel ticaret fiyatlarını son 12 ayda ortalama %3,4-5 aralığında artırmıştır. Bu bulgu, görünürdeki büyümenin bir refah artışından çok, taşımanın ve enerjinin pahalılaşmasının bir yansıması olduğuna işaret etmektedir.
2. Ticaretin Yeni Ağırlık Merkezi: Dijital ve Teknoloji Yoğun Ürünler
Raporun en dikkat çekici bulgusu, küresel ticaretin ağırlık merkezinin dijital ve teknoloji yoğun ürünlere kaymasıdır. Çeyreklik bazda kritik mineraller ticareti %38, yarı iletkenler %25, batarya %15, ICT ürünleri %14 ve elektrikli araç ticareti %11 artmıştır. Buna karşılık güneş enerjisi ürünleri ticareti %7, rüzgâr enerjisi ürünleri ticareti %8 gerilemiş; fosil yakıt ticareti ise fiyat etkisiyle büyümeye devam etmiştir.
Bu tablo, küresel ticaretin yapay zekâ, çip ve batarya teknolojileri etrafında yeniden şekillendiğini göstermektedir.
3. Küresel Dengesizlikler ve Bölgesel Görünüm
Çin'in ticaret fazlası genişlerken, ABD'nin ticaret açığı daralmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği'nin dış ticaret dengesi fazladan açığa dönmüş, Birleşik Krallık'ın açığı ise büyümüştür. Bölgesel olarak en yüksek büyüme Doğu Asya'da gerçekleşirken, diğer Asya alt bölgeleri çeyreklik bazda negatif büyüme kaydetmiştir.
Ayrıca, 2025 başında ivme kazanan "friendshoring" (siyasi açıdan yakın ülkeler arasında ticaret) eğilimi bu çeyrekte duraklamış; buna karşılık "nearshoring" (coğrafi olarak yakın ülkeler arasında ticaret) yeniden güç kazanmıştır.
4. Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ihracatı 2026'nın ilk yarısında %3,6, Ocak-Temmuz döneminde %3,4 artışla 161,6 milyar dolara ulaşmış; temmuz ayında 25,6 milyar dolarla tarihi bir rekor kırılmıştır. Ancak küresel ticaret %12,5 büyürken Türkiye'nin bu ivmeyi yakalayamadığı görülmektedir: ülkenin küresel ticaretten aldığı pay son veriler itibarıyla %1'in altına gerilemiştir. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı ise yalnızca %3,5 düzeyindedir.
Bu durum, Türkiye'nin ihracatta nicel bir başarı sergilerken, küresel ticaretin yöneldiği katma değerli, teknoloji yoğun alanlarda göreli olarak geride kaldığını ortaya koymaktadır. Öte yandan, "nearshoring" eğiliminin yeniden güç kazanması, coğrafi konumu itibarıyla Türkiye için potansiyel bir fırsat sunmaktadır; ancak bu fırsatın değerlendirilebilmesi, üretici maliyetlerinin küresel rakiplerle rekabet edebilir düzeyde tutulmasına bağlıdır.
5. Politika Çıkarımları
- Türkiye'nin küresel ticaretteki payını artırabilmesi, öncelikle sanayi üretimi, yatırım ve ihracatı önceleyen; üretici maliyetlerini rekabetçi düzeyde tutan politikalarla mümkün görünmektedir.
- Teknoloji yoğun ürünlerin ihracat payının artırılması, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin güçlendirilmesini gerektirmektedir.
- Nearshoring eğiliminin sunduğu fırsat penceresi, fiyat rekabetçiliği sağlanmadığı sürece coğrafi avantaja dönüştürülememektedir.