Jeopolitik riskler, devletler, bölgeler ve küresel aktörler arasındaki siyasi, askerî ve stratejik gerilimlerden kaynaklanan belirsizlikleri ifade etmektedir. Bu riskler genellikle savaşlar ve silahlı çatışmalar, diplomatik krizler, ekonomik yaptırımlar, sınır ve egemenlik anlaşmazlıkları, enerji ve doğal kaynaklar üzerindeki rekabet, terörizm ve büyük güçler arasındaki küresel rekabet gibi unsurlardan beslenmektedir. Son dönemde ABD’nin Çin ve Rusya ile büyük güç rekabeti kapsamında, ayrıca Venezuela ve İran gibi bölgesel krizlerde askerî ve ekonomik araçlara daha aktif biçimde başvurması, uluslararası ilişkilerdeki gerginlikleri artırmaktadır. Rusya–Ukrayna gerilimi, Batı ile Rusya arasındaki rekabetin en önemli alanlarından biri hâline gelmiş ve Ukrayna’yı hem bölgesel bir çatışma alanı hem de küresel bir risk odağına dönüştürmüştür. İsrail–Filistin savaşı ise Orta Doğu’daki istikrarı tehdit ederek bölgesel güvenlik, enerji arzı ve göç gibi alanlarda küresel etkiler yaratmakta; bu durum büyük güçlerin diplomatik ve askerî müdahalelerini artırmaktadır. Aynı zamanda Suriye, bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesinin sürdüğü karmaşık bir alan olarak jeopolitik gerilimlerin bir diğer merkezini oluşturmaktadır. Avrupa ve diğer aktörler kendi çıkarlarını korumaya çalışırken, çok taraflı diplomasi giderek zorlaşmaktadır.
Jeopolitik risklerin artması, küresel ticaret ve güvenlik ortamındaki belirsizlikleri derinleştirmektedir. Savaşlar, yaptırımlar ve siyasi krizler ticaret yollarında aksamalara yol açmakta, tedarik zincirlerini zayıflatmakta ve taşıma ile üretim maliyetlerini artırmaktadır. Bu süreçte devletler, ulusal güvenlik ve stratejik bağımsızlık kaygılarını ön plana çıkararak daha korumacı ticaret politikaları izlemekte; ihracat kontrolleri, gümrük vergileri ve teknoloji kısıtlamaları gibi araçlara daha sık başvurmaktadır. Sonuç olarak küresel ticaret sistemi, verimlilik odaklı küreselleşme anlayışından uzaklaşarak daha bölgesel ve parçalı bir yapıya yönelmekte; artan belirsizlik ise uluslararası yatırımları yavaşlatmakta ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kırılganlıklarını artırmaktadır.
© Copyright 2022 İstanbul Gelişim Üniversitesi Tüm Hakları Saklıdır.