İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi - iisbf@gelisim.edu.tr
Memnuniyet ve Önerileriniz için   İGÜMER
 İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi - iisbf@gelisim.edu.tr

Uluslararası Ticaret ve Finansman








 Jeopolitik Gerilimler Uluslararası Ticareti Nasıl Etkiliyor?




Jeopolitik riskler, devletler, bölgeler ve küresel aktörler arasındaki siyasi, askerî ve stratejik gerilimlerden kaynaklanan belirsizlikleri ifade etmektedir. Bu riskler genellikle savaşlar ve silahlı çatışmalar, diplomatik krizler, ekonomik yaptırımlar, sınır ve egemenlik anlaşmazlıkları, enerji ve doğal kaynaklar üzerindeki rekabet, terörizm ve büyük güçler arasındaki küresel rekabet gibi unsurlardan beslenmektedir.

Son dönemde ABD’nin hem Çin ve Rusya ile büyük güç rekabeti çerçevesinde hem de Venezuela ve İran kaynaklı bölgesel krizlerde askerî ve ekonomik araçlara daha aktif biçimde başvurması, uluslararası ilişkilerdeki gerginliklerin tırmanmasına yol açmaktadır. Buna ek olarak Rusya–Ukrayna gerilimi, Batı ile Rusya arasındaki büyük güç rekabetinin en önemli sahalarından biri olarak Ukrayna’yı hem bölgesel bir çatışma alanı hem de küresel bir risk odağı hâline getirmektedir. İsrail–Filistin savaşı ise Orta Doğu’daki istikrarı doğrudan tehdit ederek bölgesel güvenlik, enerji arzı ve göç gibi alanlarda küresel etkiler yaratmakta; bu durum ABD ve diğer büyük güçlerin diplomatik ve askerî müdahalelerini artırmaktadır. Aynı zamanda Suriye, bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesinin ve yeniden yapılanma sürecinin sürdüğü karmaşık bir alan olarak jeopolitik gerilimlerin bir başka merkezini oluşturmaktadır. Avrupa ve diğer aktörler kendi stratejik çıkarlarını korumaya çalışırken, çok taraflı diplomasi giderek daha fazla zorlanmaktadır.

Jeopolitik risklerin artması, küresel ticaret ve güvenlik ortamındaki belirsizlikleri derinleştirmektedir. Bu gelişmeler, küresel ticaret sistemini hem kısa vadeli ticaret akışları hem de uzun vadeli yapısal dinamikler açısından önemli ölçüde etkilemektedir. Savaşlar, yaptırımlar, diplomatik krizler ve büyük güçler arasındaki stratejik rekabet, ticaret yollarında aksamalara, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasına ve taşıma ile üretim maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Bu süreçte devletler, ulusal güvenlik ve stratejik özerklik kaygılarını ön plana çıkararak ticaret politikalarını daha korumacı ve seçici bir çerçevede şekillendirmekte; ihracat kontrolleri, gümrük vergileri ve teknoloji kısıtlamaları gibi araçlara daha sık başvurmaktadır. Sonuç olarak küresel ticaret sistemi, verimlilik temelli küreselleşme modelinden uzaklaşarak bölgesel ve bloklar arası bir yapıya evrilmekte; artan belirsizlik ortamı ise uluslararası yatırımların yavaşlamasına ve özellikle gelişmekte olan ekonomilerin kırılganlıklarının derinleşmesine yol açmaktadır.